DIVEROUT
Bloga Geri Dön
Santiago De La Cruz

Eğitmen Tükenmişliği: Okyanus Sadece Bir Ofis Haline Geldiğinde

Dalış eğitmeni olmanın hayallerdeki hayat olduğunu mu sanıyorsun? Sus. 20 gün üst üste Deneme Dalışı (Discover Scuba Diving) yaptırana kadar bekle. İşte sihir kaybolduğunda nasıl hayatta kalacağın.

Eğitmen Tükenmişliği: Okyanus Sadece Bir Ofis Haline Geldiğinde

Hay naku. Seni görüyorum. Teknenin arkasında oturmuş, sanki cüzdanını düşürmüşsün gibi ufka bakıyorsun. Misafirler mutlu. Bağırıyorlar. Yeşil Kaplumbağa görmüşler. Büyük olay. Sen bin tane kaplumbağa gördün. Ya sen? Sen sadece bir sigara, bir San Miguel ve bir şekerleme istiyorsun.

Eskiden bunu severdin. Batangas'a geldiğin zamanı hatırlıyorum. Taze Open Water (Açık Deniz) dalgıcı. Gözlerin tabak gibi kocaman. Tüpe altınmış gibi dokunurdun. "Tatay Santiago, su altında yaşamak istiyorum. Senin gibi olmak istiyorum," derdin.

Şimdi kendine bak. Havalı Eğitmen arman var. Motosikletimden daha pahalı olan o parlak dalış bilgisayarın var (ki bu arada bunun para israfı olduğunu sana söylemiştim). Ama gözlerin? Ölü. Islak pazarda buğulanmayı bekleyen bir Lapu-Lapu (orfoz) gibi.

Buna tükenmişlik diyoruz. Tagalogca'da belki sadece pagod na deriz. Yorgun. Derinden yorgun. Hayal, bir işe dönüştü. İş, bir külfete dönüştü. Artık okyanus sadece senin ofisin. Ve her ofis gibi, bazen kliması bozuk, yolu ıslak ve patronu aptal.

En iyilerimizin bile başına gelir. Ama düzeltmezsen, tehlikeli olursun. Sıkılmış bir dalgıç, dikkatsiz bir dalgıçtır. O yüzden otur. Tatay'ı dinle.

Alt text

"Hayalindeki İş" Bir Yalan

Dürüst olalım. Broşürler yalan söylüyor. PADI, SSI, NAUI... hepsi. Seni sahilde bikini kızlarla ya da yakışıklı çocuklarla kokteyl içerken gösteriyorlar. Kristal berraklığında su ve kolay dalışlar gösteriyorlar. Sana bir yaşam tarzı satıyorlar.

Belin ağrıdan çığlık atana kadar tropikal nemde yirmi tane alüminyum tüp taşımanı göstermiyorlar. Tekne yolculuğundan önce misafir çok fazla lechon (domuz çevirme) yediği için regülatörden kusmuk temizlemeni göstermiyorlar. 12 metrede nasıl nefes alacağını unutan ve yüzeye fırlamaya çalışan bir öğrencinin gözlerindeki paniği göstermiyorlar.

Keyif için daldığında balıklara bakarsın. Güzelliği ararsın. İş için daldığında göstergeye bakarsın. Hassas mercanları tekmeleyen paletlere bakarsın. Su altında polislik yaparsın. "Ona dokunma." "Yüzerlik kontrolü." "Partnerin nerede?"

Okyanusu görmeyi bırakırsın. Sadece riski görürsün. Sadece sorumluluğu görürsün.

Sen doğmadan öncesinden beri burada dalıyorum. Bu sularda 40 yıl. Yoruluyor muyum? Susmaryosep. Tabii ki. Ben insanım, deniz yılanı değil. Neopren kokusundan nefret ettiğim günler oluyor. Tüpümü ormana fırlatmak istediğim günler oluyor. Ama hala buradayım. Neden? Çünkü kafamı nasıl düzelteceğimi biliyorum.

Fiziksel Bedel: Azot ve Rutin

Sadece zihninde değil. Kanında.

Günde üç, dört kez dalıyorsun. Her gün. Tabloların içinde kalsan bile, o havalı bilgisayarın sana bipleyip dursa bile, azot birikir. Seni yavaşlatır. Seni sersemletir. Biz buna "Eğitmen Zombi" modu diyoruz.

Ya rutin? Ruhu öldürür.

  • Brifing.
  • Donanım kuşanma.
  • "Tamam, büyük adım."
  • Alçalma.
  • Maske tahliye (Mask clear) becerisi.
  • Regülatör bulma (Regulator recovery) becerisi.
  • Daire çizerek yüzme.
  • Emniyet beklemesi (Safety stop).
  • Yukarı.
  • Tekrar.

Fabrikada çalışmak gibi. Ama bu fabrika suyun altında. Aynı şeyi 500 kez yaptığında, otopilota geçersin. Ve otopilot, kazaların olduğu yerdir. Tüp vanasını kontrol etmeyi unutursun. Akıntıyı kontrol etmeyi unutursun. İşte o zaman okyanus sana bir tokat atar. Sertçe.

Tükenmiş Olduğunun İşaretleri (Sadece Huysuz Olmak Dışında)

Sadece yorgun olduğunu mu sanıyorsun? Hayır. Kendini kontrol et. Eğer bu işaretler varsa, tehlike bölgesindesin demektir.

  1. Misafirlerin İptal Etmesini Umarsın: Telefon çalar. Dalış merkezi müdürüdür. Havanın kötü olması için dua edersin. Misafirlerin midesinin bulanması için dua edersin. Geldiklerinde hayal kırıklığına uğrarsın. Bu kötüdür. Seni besleyen işletmenin kötü şansını asla istememelisin.
  2. Minimumu Yaparsın ("Tembel Köpek" Sendromu): Ekipmanı hızlı kontrol edersin. Çok hızlı. Deniz yaşamı hakkındaki detaylı brifingi atlarsın. "Sadece beni takip et," dersin. Karidesleri göstermezsin. Sadece saati doldurmak için yüzersin. 45 dakika mı? Tamam, baş parmak yukarı. Haydi gidelim.
  3. Sudan Nefret Edersin: Mümkün olduğunca çabuk kurulanırsın. Asla "keyif dalışına" gitmezsin. Arkadaşların boş gününde dalmanı isterse, onlara deliymişler gibi bakarsın.
  4. Öfkelenirsin: Bir öğrenci yüzerlik sorunu yaşadığında acıma hissetmezsin. Öfke hissedersin. Onlara bir tane tokat atmak istersin. (Tokat atma. İş için çok kötü. Ve yasa dışı). Ama öfke gerçektir. Onların mücadelesini sabrına yapılmış kişisel bir hakaret olarak görürsün.

Ateşi Yeniden Nasıl Bulursun

Tatay'ı dinle. 1995'te az kalsın bırakıyordum. Şehirden gelen zengin bir turist grubu. Dinlemediler. En sevdiğim masa mercanının üzerine bastılar. Çat. Kırıldı. 50 yıllık büyüme, sakar bir palet yüzünden bir saniyede gitti.

Yukarı çıktım, ağırlık kemerimi güverteye fırlattım ve "Bahala na!" (Ne olacaksa olsun) dedim. Çekip gittim. İki ay dalmadım.

Ama okyanus beni geri çağırdı. Tuz tenime işlemiş. İşte tutku öldüğünde nasıl hayatta kalacağın.

1. Robot Olmayı Bırak: Küçük Yaşamı Öğren

Her gün aynı kursu veriyorsun. DSD (Discover Scuba Diving). Open Water. Her gün lapa pirinç yemek gibi. Bıkıyorsun.

Yeni bir şey öğrenmelisin. Ama o çift tüplü, üç bilgisayarlı ve helyum karışımlı fiyakalı teknik dalış saçmalıklarından bahsetmiyorum. O, matematiği balıklardan daha çok sevenler içindir.

Aşağıdaki hayatı öğren. Gerçek bilgi. Sadece "Bu bir balık" değil. Batangas'taki her nudibranch (deniz tavşanı) adını sayabilir misin? Hangi balığın diğerini temizlediğini biliyor musun? Mandarin balığının çiftleşme dansını biliyor musun?

Sıkıldığımda küçük şeylere bakmaya başladım. Kırbaç mercanındaki minik karides. Bir pirinç tanesinden büyük olmayan Pygmy Seahorse (Pigmelerin denizatı). Küçük yaşama odaklandığında, dalış tekrar bir hazine avına dönüşür. Sadece zamanın geçmesini bekleyerek daireler çizmiyorsun. Gözlerinle avlanıyorsun.

Bir misafire tırnağından daha küçük bir canlıyı gösterdiğinde ve regülatörünün içine çığlık attığında? O his iyidir. Onların bilmediği sırları bildiğini sana hatırlatır.

Alt text

2. Yabancı Olduğun Yere Git

Burada "Usta" sensin. Her kayayı biliyorsun. Sabah 10:00'da akıntının nereye vurduğunu tam olarak biliyorsun. Sıkıcı.

Kafanı düzeltmek için öğretmen olmayı bırakmalısın. Git öğrenci ol.

Hiçbir şey bilmediğin bir yere git. Soğuk suyu olan bir yere git. Savaşman gereken güçlü bir akıntısı olan bir yere git. Korkuyu tekrar hisset.

Kendi resifimden çok uzakta, güçlü bir akıntıda yaptığım bir sürüklenme (drift dive) dalışını hatırlıyorum. Korkmuştum. Kalbim küt-küt, küt-küt atıyordu. Derinliğimi kontrol etmek zorundaydım. Sertçe palet vurmak zorundaydım.

Tekrar yeni başlayan olduğunda, neden başladığını hatırlarsın. Heyecanı hatırlarsın. Ne kadar zor olduğunu hatırlarsın. Sonra, öğrencilerine ders vermeye döndüğünde sabırlı olursun. Suyun altında nefes almanın doğal olmadığını hatırlarsın. Korkunun gerçek olduğunu hatırlarsın.

Kameranı getirme. Öğrencilerini getirme. Sadece sen ve su.

3. Ekipmanını Değiştir (Eski Usul Takıl)

Bu benim en sevdiğim tavsiyem. Teknolojiye çok güvendiğin için tükeniyorsun. Elinde kırık plastik gibi görünen şu "split paletler" (split fins) var. Hay naku. Palet vurmayı çok kolaylaştırıyorlar. Ne zaman çıkacağını, ne kadar hızla çıkacağını, öğle yemeğinin saat kaçta olduğunu söyleyen bir bilgisayarın var.

Sen bir yolcusun.

Eskiden yaptığımız gibi dalmayı dene.

  • Paletler: Ağır, sert kauçuk paletler al. İkinci el Scubapro Jet Fins bul. Ağır. Çirkin. Palet vurduğunda suyun sana karşı koyduğunu hissedersin. Gücü hissedersin.
  • Göstergeler: Bir dalış için bilgisayarı teknede bırak (ya da cebine koy). Saat ve derinlik göstergesi (depth gauge) kullan. Kafandaki tabloları kullan.

Dalış için emek verdiğinde, dalışa saygı duyarsın. Split paletler... seni tembelleştirir. Tembel vücut, tembel zihin yapar. Tembel zihin sıkılır. Okyanusun direncini hisset. Seni canlı hissettirir.

Çaylak vs. Kıdemli Zihniyeti

Tükenen çocukla, kalan yaşlı adam arasındaki fark şudur.

ÖzellikTükenmiş ÇaylakBilge Kıdemli (Tatay Usulü)
Odak"Bu dalış ne zaman bitecek?""Gizli karides nerede?"
EkipmanSon model bilgisayar, havalı renkler, split paletler.Siyah kauçuk, çizilmiş gösterge, rengi solmuş ıslak elbise.
Öğrenciler"Ölmeye çalışan sinir bozucu müşteriler.""Korunmaya muhtaç çocuklar."
Akıntı"Ah hayır, çok iş. Palet vurmaktan nefret ediyorum.""Güzel, büyük balıklar hareketli olacak."
Soruna TepkiFacebook'ta şikayet eder.Kahvesini içer, denize bakar, ekipmanı tamir eder.

4. Öğrencideki o "Tık" Anını Bul

En önemlisi budur. Paraya odaklanırsan mutsuz olursun. Dalışta para kötüdür. Bunu hepimiz biliyoruz. Biz bunu cüzdan için değil, ruhumuz için yapıyoruz.

Beceriler sırasında saatine bakmayı bırak. Öğrencinin yüzüne bak.

Bir an vardır. Ben buna "Tık" diyorum. Öğrenci nihayet nötr yüzerliği (neutral buoyancy) yakaladığında olur. Tabanla savaşmayı bırakırlar. Askıda kalırlar. Ya da ilk kez bir köpekbalığı gördüklerinde. Maskenin içinde gözleri fal taşı gibi açılır. Bir an için nefes almayı durdururlar (kötü kural, ama yaparlar).

O saniyede hayatları değişir. Dünyanın ofis işlerinden, konut kredilerinden, Manila'daki trafik sıkışıklığından daha büyük olduğunu anlarlar. Bu gezegende sadece bir ziyaretçi olduklarını anlarlar.

Bunu sen yaptın. Kapıyı onlara sen açtın.

Eğer bu enerjiden beslenebilirsen, asla tükenmezsin. Sen bir tüp taşıyıcısı değilsin. Sen bir hizmetçi değilsin. Sen okyanusun bir rahibisin. Onlara Tanrı'nın akvaryumunu gösteriyorsun.

Bir keresinde bir öğrencim vardı. Dağ gibi bir adam. Dövmeli. Hiçbir şeyden korkmazdı. Ama su altında? Panikledi. Kolları çırpınıyordu. Yeleğini tuttum. Gözlerinin içine baktım. "Nefes al" işareti yaptım. On dakika orada öylece kaldık. Sadece nefes aldık. Yüzeye çıktığımızda ağlıyordu. On yıldır ilk kez zihninin sustuğunu söyledi. İşte bu yüzden dalıyorum. Bahşişler için değil. O sessizlik için.

Alt text

Tatay'dan Son Bir Söz

Eğer tüm bunları denersen... nudibranch ararsan, paletlerini değiştirirsen, o "Tık" anını kovalarsan... ve hala nefret ediyorsan? Hala okyanusa öfkeli uyanıyorsan?

O zaman bırak.

Ciddiyim. Şehre geri dön. Bir çağrı merkezinde çalış. Bir bankada çalış. Klimalı ortamda otur ve kravat tak.

Okyanus tehlikelidir. Seni umursamaz. Senin duygularını umursamaz. İşinden nefret ettiğin için dikkatin dağılırsa, hata yaparsın. Bir güvenlik kontrolünü unutursun. Akıntıda bir dalgıcı kaybedersin.

Okyanus saygıyı hak eder. Tüm kalbini hak eder. Eğer veremiyorsan, onu biz eski köpeklere bırak. Biz hala burada olacağız, sigaramızı içecek, gelgitin değişimini izleyecek, musonun geçmesini bekleyeceğiz.

Ama bence kalacaksın. Bence sadece yorgunsun.

Git uyu. Biraz chicken adobo ye. Soğuk bir bira iç. Yarın kamerayı teknede bırak. Havalı bilgisayarı bırak. Git bir nudibranch bul. Maviye neden aşık olduğunu hatırla.

Şimdi git ekipmanları yıka. Regülatörler suda çok fazla kaldı.

Alt text