Aptal Olma: Neden Her Seferinde BWRAF Yapmalısın
Uzman mısın sanıyorsun? Ekipman kontrolüne gerek yok mu diyorsun? Hay naku. Tatay'ı dinle. Okyanus senin egonu ya da süslü bilgisayarını umursamaz. Suya atlamadan önce BWRAF'ın neden hayat kurtardığını oku.

Hay naku. Şimdiki dalgıçlar. Onları teknede (banca) izliyorum. En yeni ekipmanlar onlarda. Uzay gemisine benzeyen parlak regülatörler (regulators). Uydularla konuşan ve kahve yapan bilgisayarlar (dive computers). Kırık makasa benzeyen paletler. Bilirsiniz işte. Split fins (çatal paletler). Gerçek bir Batangas akıntısında tamamen işe yaramazlar.
Teknede GoPro ile kendi fotoğraflarını çekmek için bir saat harcarlar. "Bana bakın! Ben bir dalgıcım! #OceanLife!" Ama kaptan "Bölgeye geldik! Hazırlanın!" diye bağırdığında ne olur? Kaos. Tam bir kaos.
Acele ederler. Dalış elbisesini (wetsuit) ters giyerler. Maskeyi alınlarına koyarlar (kötü şans! Bu "başım dertte" işaretidir, seni aptal). Ayağa kalkarlar, sendeleyerek yürürler ve atlarlar.
Splash.
Sonra iki dakika sonra, onları suyun yüzeyinde şaşkın hindistan cevizleri gibi yüzerken görüyorum. "Tatay Santiago! Ağırlıklarımı unuttum!" veya "Tüpüm kayıyor!" veya "Havam gelmiyor!"
Susmaryosep. Başımı ağrıtıyor. Tansiyonumu çıkarıyor.
50 dalışın var diye uzman mısın sanıyorsun? Elinde "Rescue Diver" (Kurtarma Dalgıcı) yazan plastik bir kart var diye kontrol etmene gerek yok mu sanıyorsun? Okyanus senin sertifika kartını umursamaz. Okyanus ağırdır. Güçlüdür. Havadan 800 kat daha yoğundur. Eğer aptalsan, okyanus seni kendine saklar.
Eş Kontrolü (Buddy Check) hakkında konuşmamız lazım. BWRAF. PADI size "Begin With Review And Friend" veya "Bruce Willis Ruins All Films" diye öğretir. Hatırlamak için hangi saçma kelimeleri kullandığın umurumda değil. Sadece işini yap. Bu isteğe bağlı değil. Bu, yaşam desteğidir.
![]()
"Hızlı Eddie"nin Hikayesi
Şimdi beni dinle. Bu bir şaka değil. Bu konuda neden bu kadar huysuz olduğuma dair sana bir hikaye anlatmak istiyorum.
1989 yılıydı, Anilao'da rehberlik yapıyordum. Şehirden bir grup gelmişti. Zengin adamlar, belki bankacı. Daha önce hiç görmediğim, parlak ve sarı ekipmanları vardı. Bir adam vardı, ona Eddie diyelim. Sesi çok çıkıyordu. Büyük purolar içiyordu. "Santiago, derine gidelim! Köpekbalığı görmek istiyorum! 40 metreye inmek istiyorum!"
Eddie her zaman suya ilk giren olurdu. Beklemeyi sevmezdi. Eş kontrolünün (buddy check) öğrenciler için olduğunu söylerdi. "Ekipmanımı otelde kontrol ettim, Tatay," dedi bana. "Merak etme."
Sus. Onu durdurmalıydım. Tüp vanasını (tank valve) tutmalıydım. Ama gençtim. Henüz Tatay değildim. Gitmesine izin verdim.
Mainit Point'te suya girdik. Oradaki akıntı? Yüzme havuzu gibi değildir. Çamaşır makinesi gibidir. Yüzeydeki çalkantıdan kurtulmak için negatif giriş (negative entry) yaparak hızlıca aşağı indik. 20 metrede Eddie'ye baktım. Bir şeyler yanlıştı.
Çırpınıyordu. Mercanları tekmeliyordu (korkunç bir trim). Nefes almaya çalışıyordu ama göstergesine (gauge) bakıp eliyle ona vuruyordu. Sanki bozuk bir televizyonu tamir etmeye çalışıyor gibiydi.
Yanına yüzdüm. Yeleğinden (BCD) tuttum. Gözlerine baktım. Kocaman olmuşlardı. Yemek tabağı gibi. Göz bebeklerinin etrafı bembeyazdı. Panik. Saf panik.
Ona ahtapotumu (octopus - yedek regülatör) verdim. Onu aldı ve bir elektrik süpürgesi gibi nefes çekti. Huuuuh-Paaah. Huuuuh-Paaah. Yavaşça yukarı çıktık. Güvenlik beklemesi (safety stop) yok, vakit yoktu. Çok korkmuştu. Yüzeye çıktık.
Teknede tüpünü kontrol ettim. Basınç göstergesi (pressure gauge/SPG) 200 bar diyordu. Tüp dolu. Ama havası yoktu. Neden?
Vana düğmesine (valve knob) dokundum. Zar zor açıktı. Sadece bir sızıntı kadar. Belki çeyrek tur.
Görüyorsun ya, fizik yalan söylemez. Teknede basıncı kontrol ettiğinde, gösterge 3000 PSI (200 bar) der. Dolu görünür. Ama vana sadece azıcık açıksa, derindeyken hava yeterince hızlı akamaz. Yüzeyde mi? Güzel çalışır. 20 metrede mi? Basınç her şeyi sıkıştırır. Derin bir nefes alırsın, hava o dar aralıktan yeterince hızlı geçemediği için iğne sıfıra düşer. Hava alamazsın. Tüpünün boş olduğunu sanırsın.
Eddie, bir düğmeyi çevirip iğneyi izlemeye üşendiği için az kalsın ölüyordu.
Eğer badisi (buddy) onu kontrol etseydi? BWRAF'taki A harfini yapsalardı? Nefes aldığında iğnenin hareket ettiğini görürlerdi. Bilirlerdi.
Benim teknemde bir daha asla olmaz. Artık kontrol yapmazsan, dalmazsın. Teknede oturup bronzlaşabilirsin.
B - BCD (Buoyancy Control Device - Yüzerlik Dengeleyici)
Bu ilk adımdır. B. BCD (denge yeleği) anlamına gelir. Ama benim için "Be Careful, Dummy" (Dikkatli Ol Aptal) demektir.
Şişirme düğmesini (inflation button) kontrol et. Hava giriyor mu? Psst psst. Güzel. İndirme düğmesini (deflation button) kontrol et. Hava çıkıyor mu? Güzel.
Ama bu yeterli değil. Ağızla şişirme (oral inflator) kısmını da kontrol etmelisin. Ya alçak basınç hortumun (low-pressure hose) patlarsa? Olur böyle şeyler. İçten çürümüş hortumlar gördüm. Eğer hortum bozulursa, su üstünde kalmak için yeleği ağzınla şişirmen gerekir. Dene onu. İçine üfle. Vananın takılmadığından emin ol.
Ama B'nin en önemli kısmı? Kayışlar (straps).
Gevşek tüp kayışları (tank bands) olan çok dalgıç görüyorum. Özellikle kiralık ekipmanlarda. Naylon ıslanınca esner. Suya atlarlar, tüp kayıp çıkar. Küt. Şimdi tüp hortumlardan sarkıyor, dizlerinin arkasına çarpıyor. Çok tehlikeli. Eğer tüp çok aşağı düşerse, birinci kademe (first stage) kafana çarpar. Ya da bir kayaya çarpıp vanayı kırar.
Kaldırma Testi: Badinin (buddy) arkasında dur. Tüp tutacağını tut. Tüm takımı yukarı kaldır. Salla. Eğer BCD hareket ediyor ama tüp sabit kalıyorsa? Güzel. Eğer tüp kayışın içinde kayıyorsa? Düzelt. Kayışı ıslat ve tekrar sıkıştır. Tembellik etme.
Ayrıca tahliye vanalarını (dump valves) kontrol et. Omuzdaki ve alttaki çekme iplerini. Eğer geçen sefer ekipmanını yıkamadıysan (yıkamadığını biliyorum), bazen tuz kristalleri onları kapatıp yapıştırır. Onları nazikçe çek. Tekrar sızdırmaz şekilde kapandıklarından emin ol.
W - Weights (Ağırlıklar)
İşte yeni ekipmanların beni kızdırdığı yer burası.
Eski günlerde kemerimiz vardı. Sert naylon bir örgü ve kurşun bloklar. Basit. Güvenilir. Eğer atman gerekirse, tokayı sağ elinle açarsın, fırlatıp atarsın. Gitti. Yüzersin.
Şimdi? Herkeste "entegre ağırlıklar" (integrated weights) var. Klipsli, fermuarlı, cırt cırtlı ve düğmeli cepler. Hay naku. Çok karmaşık.
Dalgıçların bu cepleri sürekli kaybettiğini görüyorum. Suya atlarlar, cep "tık" diye oturmadığı için düşer. 50 metreye batar. Şimdi aşağı inemezler. Dalış bitti. Teknedeki herkes sana kızgın.
Veya daha kötüsü. Suyun altında panik yaparlar. Ağırlıkları atmaya çalışırlar. Ama klips takılmıştır. Ya da nasıl çekeceklerini bilemezler çünkü her marka farklıdır.
W için, badine (buddy) senin ağırlıklarının nasıl çalıştığını göstermelisin. "Bak arkadaşım, bu kolu çekiyorsun. Sonra bırakıyorsun."
Tık Testi: Ceplerin yerine oturduğunu kontrol et. Sadece bakma. Onları çek. Sertçe. Eğer teknede çıkıyorlarsa, suda da çıkacaklar demektir. O tık sesini duy.
Ve eğer kemer takıyorsan? Sağ el açılış (right hand release). Her zaman. Toka sağ elinle açılmalı. Eğer ters takarsan ve ben seni panik halindeyken kurtarmaya çalışırsam, yanlış yöne çekerim. Kemer üstünde kalır. İkimiz de ölürüz. Sağ el açılış. Tartışmaya kapalı.
![]()
R - Releases and Ribbons (Tokalar ve Kayışlar)
Bu BCD klipsleri hakkındadır. Omuz kayışları. Karın kemeri (cummerbund). Göğüs kayışı.
Sıkı olduklarını kontrol et. Çok sıkı değil, nefes alman lazım. Ama tam oturmalı. Eğer BCD'n gevşekse, tüp sırtında bir maymun gibi sağa sola yuvarlanır. Yüzerliğini (buoyancy) bozar.
Bu neden güvenlik için önemli? Çünkü bir sorunun olursa, seni o ceketten çıkarmam gerekir. Eğer yüzeyde baygınsan, teknede kalp masajı (CPR) yapmak için o ekipmanı üstünden sıyırıp atmam lazım.
Eğer klipslerin hortumların altında, kamera ekipmanının altında veya dalış fuarında aldığın bir sürü süslü püslü şeyin altında gizliyse... Sana yardım edemem.
Düzenli tut. Kelimemiz "Hidrodinamik" (streamlined). Noel ağacı gibi görünme. Göstergeni içeri sok. Ahtapotunu (octopus) içeri sok. Eğer ekipmanını mercanların üzerinde sürüklersen, seni sudan kendim çıkarırım.
A - Air (Hava)
İşte büyük olan bu. Hızlı Eddie'yi az kalsın öldüren şey.
Sadece sayıya bakma. Sayı yalan söyler.
1. Adım: Basınç göstergesine (SPG) bak. 200 bar veya 3000 psi göstermeli. Dolu. 2. Adım: Regülatörü ağzına al. 3. Adım: Derin bir nefes al. Güçlü bir nefes. İğneyi izle.
- Eğer iğne sabit kalıyorsa? Güzel. Vana açık.
- Eğer iğne aşağı düşüyor ve sonra geri çıkıyorsa? Vana sadece yarı açık. Veya tüp filtresi tıkalı. Kötü.
- Eğer iğne düşüyor ve aşağıda kalıyorsa? Havayı açmayı unuttun. Hortumda kalan (residual air) havayı soluyorsun. İki nefes sonra havasız kalacaksın.
Bunu göstergeye bakarken yapmalısın. Badin (buddy) de bakmalı.
Koku Testi: Havanın tadına bak. Regülatörü ağzına al ve nefes al. Yağ gibi mi kokuyor? Egzoz gibi mi? Çürük yumurta gibi mi? Eğer havanın tadı kötüyse, dalma. Bu, kompresörün kirli olduğu veya filtrelerin eski olduğu anlamına gelir. Karbonmonoksitin tadı yoktur ama yağın vardır. Eğer yağ kokusu alıyorsan, belki başka kötü şeyler de vardır. Kaptana hemen haber ver.
Ahtapot Kontrolü (Octopus Check): Yedek hava kaynağını unutma. Ondan nefes al. Tahliye (purge) düğmesine bas. Serbest akış (freeflow) yapıyor mu? Hava veriyor mu? Yedek regülatörünün kumla dolu olduğunu öğrenmek için arkadaşının 30 metrede havasız kalmasını bekleme.
![]()
F - Final Check (Son Kontrol / Final OK)
Bu son andır. Kenarda duruyorsun.
Maskeyi kontrol et. Temiz mi? İçine tükürdün mü? (Bebek şampuanı kullanma, tükürük daha iyidir. Enzimler en iyi işi yapar. Hem de bedavadır). Paletleri kontrol et. Kayışlar iyi mi? Eğer akıntıda bir kayış koparsa, daireler çizerek yüzersin. Bilgisayarı kontrol et. Açık mı? Doğru karışıma ayarlı mı? Eğer Nitrox ile dalıyorsan ve bilgisayarın Hava (Air) diyorsa, sorun yaşarsın. Eğer Hava ile dalıyorsan ve Nitrox diyorsa, vurgun yiyebilirsin (get bent). Kontrol et.
Ama en önemli Son Kontrol ekipman değildir. Gözlerdir.
Badine (buddy) bak. Yüzüne bak. Çok mu terliyor? Hızlı mı nefes alıyor? Klipsleriyle mi boğuşuyor? Etrafına gergin mi bakıyor? Belki dün geceki fazla Red Horse birasından dolayı akşamdan kalmadır. Belki dalgalardan korkuyordur. Belki nezlesi vardır ve kulak eşitleyemiyordur (equalize).
Eğer badin hazır görünmüyorsa, gitmezsin. "Final OK" demek, "Kafan yerinde mi?" demektir.
Bu Senin İçin Değil
Biliyor musun, birçok dalgıç bana şöyle der: "Santiago, ekipmanımı biliyorum. 10 yıldır dalıyorum. Eşyalarıma dokunmana gerek yok."
Bu bencilce bir düşüncedir. Tehlikeli bir düşüncedir.
Eş Kontrolü (Buddy Check) senin için değildir. Badin (arkadaşın) içindir.
Eğer benim O-ring'im 30 metrede patlarsa, SENİN havanın iyi olmasına ihtiyacım var. Eğer benim havam biterse, SENİN ahtapotunun (octopus) anında çalışmasına ihtiyacım var. Eğer bir balıkçı ağına dolanırsam, SENİN ulaşabileceğin bir bıçağın veya makasın olmasına ihtiyacım var. Eğer bayılırsam, dibe batmamam için SENİN benim ağırlıklarımı nasıl atacağını bilmene ihtiyacım var.
Kontrolü atladığında, badine şunu demiş olursun: "Senin güvenliğini umursamıyorum. Sadece fotoğraf çekmek için bir an önce suya girmeyi umursuyorum."
Bu bir dalgıç değildir. Bu bir turisttir.
Tatay'ı Dinle
Okyanus güzeldir. Onu karadan daha çok seviyorum. 40 yılımı suyun altında geçirdim. Ama ona saygı duyuyorum. Ondan biraz korkuyorum. Bu korku beni hayatta tutuyor.
Deniz her zaman çalışır. Filipinler'deki akıntılar her zaman iter. Basınç her zaman sıkıştırır. Seni hayatta tutan tek şey ekipmanın ve beynindir.
Eğer beynin tembelse, ekipmanın bozulur.
Bu yüzden bir dahaki sefere, o büyük "Dev Adım" (Giant Stride) girişini yapmadan önce dur. Arkadaşına bak. BCD'sine dokun. Ağırlıklarını kontrol et. Kayışlarını çek. Havasını kokla. Gözlerine bak.
İki dakika sürer. Sana bir ömür boyu dalış sağlar.
Tembel bir dalgıç olma. Hayatta kalan ol. Şimdi git de o dalış elbisesini (wetsuit) yıka. Çiş kokuyor.
![]()