DIVEROUT
Bloga Geri Dön
Santiago De La Cruz

Tüpü İçmeyi Bırakın: Su Altında Elektrikli Süpürge Gibi Olmamak İçin İpuçları

Hay naku, bir dalgıcın tüpünü bitirmesi yüzünden 20. dakikada dalışı bitirmekten daha çok beni kızdıran bir şey yok. İşte 'hava vakumu' olmayı bırakıp gerçek bir balık gibi su altında kalmanın yolları.

Tüpü İçmeyi Bırakın: Su Altında Elektrikli Süpürge Gibi Olmamak İçin İpuçları

Dün grubu Anilao'daki Beatrice Rock'a götürdüm. Koşullar harikaydı. Akıntı hafifti, görüş belki 20 metreydi. Mükemmel bir gün. Aşağı indik. Bir deniz yelpazesi (fan) üzerinde pigme denizatı (pygmy seahorse) gördüm. Gruba göstermek için döndüm.

Ne göreyim? Bir adam, boğulan bir tavuk gibi kollarını sallıyor. Basınç göstergesine (gauge) bakıyor. Gözleri fincan tabağı gibi açılmış. Bana işaret veriyor. "50 bar."

Susmariosep.

18 metredeydik. Su altında tam olarak 19 dakika kalmıştık.

Onun yüzünden herkes yukarı çıkmak zorunda kaldı. Dalış bitti. Bu dalıştaki en büyük günahtır. Eğer "Gaz Canavarı" veya "Hava Vakumu" iseniz, kimse sizinle eş (buddy) olmak istemez. Teknede size gülümserler ama içlerinden size küfrederler.

Daha büyük bir tüpe mi ihtiyacınız var sanıyorsunuz? Hayır. Daha iyi becerilere ihtiyacınız var. 1.000 dolarlık bir bilgisayara mı ihtiyacınız var? Hayır. Hay naku, paranızı saklayın. O bilgisayar size sadece tam olarak ne kadar hızlı çuvalladığınızı söyler.

Tatay Santiago'yu dinleyin. Ben siz doğmadan önceden beri dalıyorum. Tek bir alüminyum 80'lik tüp (aluminum 80) ile 75 dakika dalıyorum ve yukarı 100 bar ile çıkıyorum. Bu sihir değil. Bu disiplindir.

İşte tüpü içmeyi nasıl bırakacağınızın yolları.

Basınç göstergesine bakan sinirli bir dalış lideri

1. Korkmayı Bırakın (Zihin)

Hava emmenizin bir numaralı sebebi? Panik.

Bancadan (geleneksel tekne) atlarken gözlerinizde görüyorum bunu. Sanki maraton koşmuşsunuz gibi nefes alıyorsunuz. Huuu-haaa, Huuu-haaa. Kalbiniz güm, güm, güm.

Gergin olduğunuzda vücudunuz oksijen ister. Bu içgüdüdür. Damarlarınızda adrenalin pompalanır. Akciğerleriniz paniği beslemek için fazla mesai yapar.

Neden gerginsiniz? Belki su derindir. Belki bir köpekbalığının sizi yiyeceğini düşünüyorsunuzdur (sus, keşke bir köpekbalığı görecek kadar şanslı olsanız).

Rahatlayın.

Su altında rahat değilseniz, derine dalmayı bırakın. Sığ resife geri dönün. 5 metrede kuma oturun. Sadece oturun. Palyaço balıklarına bakın. Nefes alın. Okyanusun sizi öldürmeye çalışmadığını anlayın. Okyanusun umurunda bile değilsiniz.

Dalışa yüksek stresle başlarsanız, BCD'nizin (Denge Yeleği) havasını bile boşaltmadan tüpünüz biter. Alçalmadan (descend) önce gözlerinizi kapatın. Dalışı hayal edin. Kalbinizi yavaşlatın. Teknede sakinleşemiyorsanız, 30 metrede hiç sakinleşemezsiniz.

2. Yel Değirmeni Gibi Hareket Etmeyi Bırakın

Bu benim en sinir olduğum şeydir.

Yeni dalgıçlar. Sanki suyla savaşıyor gibiler. Yüzmek için ellerini kullanıyorlar. Palet vur, vur, vur, vur.

Beni dinleyin. Su, havadan 800 kat daha yoğundur. Elinizi "süpürmek" (scull) veya denge kurmak için her hareket ettirdiğinizde enerji yakarsınız. Enerji yakmak oksijen gerektirir. Oksijen tüpünüzden gelir.

Ellerinizi hareket ettiriyorsanız, yanlış yapıyorsunuz demektir. Kollarınızı kavuşturun. Dirseklerinizi tutun. Ya da göstergenizi tutun. Kanat çırpmayın. Kuş değilsiniz.

Ve paletleriniz. Neden bu kadar çok palet vuruyorsunuz? Sırf aynı yerde kalmak için palet vuran dalgıçlar görüyorum! Bu, yüzerliğinizin (buoyancy) kötü olmasındandır. Negatif yüzerliktesiniz, bu yüzden aynı seviyede kalmak için yukarı doğru palet vuruyorsunuz. Bacaklarınızla yerçekimine karşı savaşıyorsunuz.

Ne kadar çok kas kullanırsanız, o kadar çok hava solursunuz. Quadriceps (uyluk kasları) vücudunuzdaki en büyük kaslardır. Onları çok çalıştırdığınızda ateş gibidirler. Tüm havanızı tüketirler.

Trim (Duruş): Yatay (horizontal) olmalısınız. Eğer dikey (denizatı pozisyonu) durursanız, her palet vurduğunuzda yukarı gidersiniz. Sonra BCD'den hava boşaltırsınız. Sonra batarsınız. Sonra yukarı palet vurursunuz. Bir yo-yo gibisiniz. Bir yo-yo çok hava solur.

Düzleşin. Süzülün. Bir kere palet vurun, üç saniye süzülün. Suyun sizi taşımasına izin verin.

Mükemmel trim duruşuna sahip bir dalgıç

3. Donuyorsunuz (Hissetmeseniz Bile)

"Aman, su 28 derece, dalış elbisesine (wetsuit) ihtiyacım yok. Ben sert biriyim."

Kes sesini.

Su, ısıyı vücudunuzdan havadan 20 kat daha hızlı çeker. Buradaki Filipinler'deki gibi tropikal sularda bile vücudunuz ısı kaybeder.

Vücut ısınız (core temperature) azıcık bile düştüğünde, vücudunuz tepki verir. Sizi ısıtmaya çalışır. Nasıl mı? Metabolizmanızı (metabolism) hızlandırarak. Isı yaratmak için kalori yakmaya başlarsınız.

Kalori yaktığınızda neye ihtiyacınız olur? Oksijen.

Henüz titriyor olmayabilirsiniz. Ama vücudunuz biliyor. Nefes alma hızınız otomatik olarak artar. Bunu kontrol edemezsiniz.

Düzgün bir dalış elbisesi giyin. Zayıfsanız 3mm veya 5mm giyin. Başlık (hood) takın. Isının çoğu kafanızdan gider. Aptalca görünmesi umurumda değil. Neyin aptalca göründüğünü biliyor musunuz? Dalışı 25. dakikada bitirmenin.

Sıcak kalırsanız, kalp atış hızınız düşük kalır. Havanız daha uzun süre dayanır. Basit.

4. "Derin ve Yavaş" Tekniği

Şimdi nefes almanın kendisinden bahsedelim.

Birçok yeni dalgıç sığ nefes alır. Fıs, fıs, fıs. Hızlı küçük nefesler. Bu faydasızdır.

Regülatörünüzde (regulator) ve boğazınızda "ölü hava boşluğu" (dead air space) vardır. Bu, içeri girip çıkan ama asla oksijen değişimi için akciğerlerinize ulaşmayan havadır. Sığ nefes alırsanız, çoğunlukla bu ölü havayı ileri geri hareket ettirirsiniz. Taze oksijen alamazsınız. Bu yüzden hava açlığı hissedersiniz. Bu yüzden daha hızlı nefes alırsınız. Bu bir döngüdür.

DERİN nefes almalısınız.

Karnınızı doldurun. Diyaframınızı (diaphragm) kullanın. Sonra YAVAŞÇA nefes verin.

Nefes vermek en önemli kısımdır. İçinizden sayın. Nefes al: Bir, İki, Üç, Dört. Nefes ver: Bir, İki, Üç, Dört, Beş, Altı.

Nefes verme süresi, nefes alma süresinden uzun olmalıdır. Bu, akciğerlerinizdeki CO2'yi (karbondioksit) temizler. CO2, nefes alma isteğini tetikleyen şeydir. Tamamen nefes vermezseniz CO2 birikir. Sonra bir köpek gibi solumaya başlarsınız.

Yoga ve Meditasyon: Kızım beni Manila'daki Yoga dersine sürüklüyor. Ona "Bu işsiz güçsüz insanlar içindir," diyorum. Ama deniyorum. Ve biliyor musunuz? Haklı.

Pranayama. Nefes kontrolü. Su altında tam olarak ihtiyacımız olan şey bu. Hava tasarrufu yapmak istiyorsanız, karada yoga yapın. Akciğerlerinizi tamamen genişletmeyi ve ritmi kontrol etmeyi öğrenin. Vücudunuzu bir simit gibi bükerken nefesinizi kontrol edebiliyorsanız, bir duvar boyunca sürüklenirken de kontrol edebilirsiniz.

Su altında meditasyon yapan dalgıç

5. Formda Kalın (San Miguel Birasını Bırakın)

Biliyorum, biliyorum. Dalış liderleri (dive masters) birayı sever. Ama formda değilseniz, vücudunuz verimsizdir.

Kardiyovasküler sisteminiz (cardiovascular system) zayıfsa, kalbiniz kanı taşımak için daha sert pompalamak zorunda kalır. Akciğerleriniz oksijen almak için daha fazla çalışmak zorundadır.

Akıntı olduğunda -ki Batangas'ta her zaman akıntı vardır- formda dalgıç nazikçe palet vurur ve nefesi değişmez. Formda olmayan dalgıç sert palet vurur, kalp atışı 140'a fırlar ve regülatörü bir milkshake gibi emer.

Olimpiyat sporcusu olmanıza gerek yok. Ama biraz kardiyo yapın. Koşun. Yüzün. Köpeği gezdirin. Merdiven çıkmak sizi nefes nefese bırakıyorsa, akıntıya karşı dalmak tüpünüzü on dakikada boşaltır.

Altın Kural: ASLA Nefes Tutmayın (Skip Breathing)

Bazı "akıllı" dalgıçlar size şöyle diyecektir: "Santiago, hava tasarrufu yapmak için nefesimi birkaç saniye tutuyorum."

HAYIR.

Bunu yapmayın. Buna "Nefes Tutarak Dalma" (Skip Breathing) diyoruz.

  1. Tehlikelidir: Nefesinizi tutup sadece birkaç fit yükselirseniz, akciğerleriniz aşırı genişleyebilir (lung over-expansion). Güm. Akciğer yaralanması. Emboli (embolism). Ölürsünüz ya da basınç odasına (chamber) gidersiniz.
  2. Baş ağrısına neden olur: Nefesinizi tuttuğunuzda kanınızda CO2 birikir. CO2 bir zehirdir. Dalıştan sonra size korkunç bir baş ağrısı verir.
  3. İşe yaramaz: CO2 birikimi sonunda sizi toparlanmak için üç veya dört hızlı, derin nefes almaya zorlar. Hiçbir şey tasarruf edemezsiniz. Aslında uzun vadede daha fazla hava kullanırsınız.

Hava yolunu açık tutun. Ritmi sürekli kılın. Dalgalar gibi. İçeri, dışarı. İçeri, dışarı. Asla durmayın.

Karşılaştırma: Usta vs. Elektrikli Süpürge

Aradaki farka bakalım.

"Hava Vakumu" Dalgıç"Santiago Stili" Dalgıç
Hareket: Eller sallanıyor, bisiklet vuruşu.Hareket: Eller sabit, kurbağa vuruşu (frog kick), süzülme.
Pozisyon: Dikey (denizatı).Pozisyon: Yatay (serbest düşüşçü/skydiver).
Zihinsel Durum: "Tekne nerede? O bir köpekbalığı mı?"Zihinsel Durum: "Şu deniz tavşanına (nudibranch) bak. Güzel."
Nefes Alma: Sığ, hızlı, göğüsten.Nefes Alma: Derin, yavaş, karından.
Ekipman: Sarkan hortumlar, tişörtle titremek.Ekipman: Hidrodinamik (streamlined), sıcak dalış elbisesi/başlık.
Sonuç: 25 dakikalık dalış.Sonuç: 60+ dakikalık dalış.

Hay Naku, Sadece Gidip Dalın

Bunu sadece blogumu okuyarak öğrenemezsiniz. Islanmanız lazım.

İlk 50 dalışta, hayatta kalmayı öğrenirsiniz. Sonraki 50 dalışta, rahat olmayı öğrenirsiniz. 100 dalıştan sonra, balıkları gerçekten görmeye başlarsınız.

Hava tüketiminiz şu an kötüyse endişelenmeyin. Hepimiz oradan başladık. Ben bile. (Tamam, belki ben değil, ben solungaçlarla doğmuşum). Ama kendinizi geliştirmeye çalışmalısınız.

Ağırlıklarınızı da kontrol edin. Eğer fazla ağırlık taktıysanız, BCD'nize daha fazla hava basmanız gerekir. Bu da suyun içinde sürüklenmenize neden olur. Sizi daha "hantal" yapar. Bir kilo atın. Hala batıp batamadığınıza bakın. Daha az kurşun, genellikle daha az hava kullanımı demektir.

Batangas'a gelin. Sizi izleyeceğim. Yanımda bir çıngırak taşıyacağım. Ellerinizi her kullandığınızda çıngırağı size sallayacağım. Hızlı öğreneceksiniz.

Şimdi gidin O-ringlerinizi kontrol edin.

Göstergeleri kontrol eden bir dalgıç