Gerçek Maviyi Yakalamak: Sualtı Fotoğrafçılığı Aydınlatma Rehberi
Derine indikçe deniz renkleri çalar. İşte güneşi, paletlerimizi ve fizik kanunlarını kullanarak o mükemmel mavi kareyi yakalamak için renkleri nasıl geri alacağımızın hikayesi.

Selam dostum. Hoş geldin. Otur hele. Sana biraz çay doldurayım. Bu Bedevi çayıdır; bol şekerli ve tam burada, Sina'nın tozunda yetişen bir dal habak otuyla demlenmiş.
Bilirsin, insanlar Dahab'a pek çok sebeple gelirler. Kimisi dünyadan saklanmaya, kimisi derin kanyonlarda kendini sınamaya (her zaman saygıyla, asla egoyla değil). Ama çoğu, senin gibi, şu koca kameralarla gelirler. Devasa muhafazalar, örümcek bacakları gibi kollar, cipimden daha pahalı cam kubbe portlar (dome port).
Dalarsın. Güzel bir İspanyol Dansçısı (Spanish Dancer) nudi görürsün. Kıpkırmızıdır, karanlıkta bir alev gibi dans eder. Fotoğrafını çekersin. Çok mutlusundur.
Sonra yüzeye çıkarsın. Ekrana bakarsın.
Mavi. Her yer masmavi. Kırmızı uçup gitmiş. O dansçı gri bir leke gibi görünüyor. Bir suya bakarsın, bir kamerana ve kandırılmış hissedersin.
Beni dinle. Okyanus güzeldir ama aynı zamanda bir hırsızdır. Işığı çalar. Rengi çalar. İyi bir fotoğraf çekmek için sudan daha zeki olmalısın. Suyun nasıl düşündüğünü anlamalısın.
![]()
Kırmızının Ölümü
Burada, çölde güneş serttir. Her şeyi olduğu gibi gösterir. Ama suyun altında, su dev bir filtre gibi davranır.
Işığı bir grup koşucu gibi hayal et. Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil, Mavi. Güneş yüzeye vurduğunda hepsi suya birlikte atlar.
Kırmızı tembel bir koşucudur. Çok tembel. 5 metreden sonra Kırmızı yorulur ve durur. Adeta ölür. Eğer 15 metrede parmağını kesersen, kan yeşil veya siyah görünür. Ürkütücüdür.
Turuncu biraz daha ileri gider, belki 10 metre. Sarı 20 metre civarında havlu atar.
Ama Mavi? Mavi bir maraton koşucusudur. Derine gider. Okyanusun mavi olmasının sebebi budur. Yolculuktan sağ çıkan tek renk odur.
Yani 10 metrede harici bir flaş (strobe) kullanmadan fotoğraf çektiğinde, kameran bozuk değildir. Sadece gerçeği kaydediyordur. Orada kaydedilecek kırmızı ışık yoktur. Kurgu yaparken doygunluğu (saturation) artırarak bunu düzeltemezsin çünkü veri orada yoktur. Kum fırtınasında bir fısıltıyı kaydetmeye çalışmak gibidir bu.
Bunu çözmek için iki seçeneğimiz var: Ya kendi güneşimizi (strobe) yanımızda götürürüz ya da gerçek güneşle dans etmeyi öğreniriz. Bugün, güneşten bahsedeceğiz.
Altın Kural: Yaklaş, Sonra Biraz Daha Yaklaş
Kolum kadar lensleri olan fotoğrafçılar gördüm. 10 metre öteden bir köpekbalığını çekmeye çalışıyorlar.
Bu işe yaramaz.
Su, havadan 800 kat daha yoğundur. Görüşün cin gibi berrak olduğu burada, Dahab'da bile, su pek çok şeyle doludur. Küçücük planktonlar. Tuz. Kum. Adını bile telaffuz edemediğim mikroskobik canlılar.
Uzakta olduğunda, kameran konuyu görebilmek için tüm o su kütlesinin içinden bakmak zorundadır. Yoğun bir sisin içinde portre çekmeye çalışmak gibidir. Fotoğraf yumuşak çıkar. Mavi çıkar. Sıkıcı çıkar.
Su sütununu ortadan kaldırmalısın.
Benimle dalan herkese söylediğim kural şudur: Lensinle değil, paletlerinle yakınlaş (Zoom with your fins).
Eğer yeterince yakın olduğunu düşünüyorsan, değilsindir. Daha da yakınlaş. Kareyi doldur. Yarım metre mesafedeyken, lensinle balık arasındaki su miktarı azdır. Renkler daha keskin olur. Kontrast artar. "Sis" dağılır.
Ama lütfen. Mercanları ezme. Bir keresinde bir adamın, bir karidesin makro fotoğrafını çekeceğim diye 200 yıllık bir masa mercanını ezdiğini görmüştüm. Ondan sonra ona çay vermedim. Önce resife saygı. Fotoğraf sonra gelir.
![]()
Güneşle Birlikte Çekim Yapmak (Ön Aydınlatma)
Çölde yürürken sıcak kalmak için güneşi yüzümüze alırız. Sualtında harici flaşsız renk yakalamak istiyorsan, güneşi sırtına almalısın.
Güneşi bir nevi yancın (wingman) gibi düşün.
Sığdaysan, diyelim ki 5 ila 10 metrede ve güneş yüksekte ve parlaksa (Mısır'da her zaman öyledir), doğal renkleri hala yakalayabilirsin.
Kendini öyle bir konumlandır ki güneş arkanda kalsın, omzunun üzerinden resife vursun. Güneş ışığı mercana çarpar ve lensine geri döner.
Bu, o "tatil broşürü" görüntüsünü elde etmenin en iyi yoludur. Parlak mavi su, renkli resif. Bu en iyi, güneşin suyun derinliklerine nüfuz ettiği gün ortasında, saat 10:00 ile 14:00 arasında çalışır.
Eğer güneşe doğru çekim yaparsan, balık bir gölgeye, bir siluete dönüşür. Bu farklı bir tarzdır. Ama renk için mi? Güneşi arkanda tut.
Güneş Patlamasının Sihri (Yukarı Bakarak Çekim)
Belki de biraz drama arıyorsun. Dünyaya, o uçsuz bucaksız mavilikte ne kadar küçük hissettirdiğini göstermek istiyorsun.
Yukarı bak.
Yukarıya doğru çekim yapmak benim en sevdiğim tekniktir. Biz buna "Güneş Patlaması" (Sunburst) diyoruz. Güneş topunun su yüzeyinden içeri süzülüşünü, ışık huzmelerinin bir cami avlusundaki perdeler gibi aşağı dans edişini yakaladığın an.
Ama bu iş hilelidir. Sadece doğrultup basarsan, güneş patlamış çirkin beyaz bir leke gibi görünür ve fotoğrafın geri kalanı simsiyah kalır.
İşte işin sırrı:
- Hızlı Enstantane (Shutter Speed): Hızlı olman lazım. 1/200 saniye veya daha hızlı. Bu, ışık huzmelerini dondurur ve belirgin görünmelerini sağlar.
- Küçük Diyafram (Aperture - Yüksek f-stop): Kameranı f/11, f/16 hatta f/22'ye ayarla. Diyaframı (lensteki delik) kıstığında, ışık huzmeleri keskinleşir ve belirginleşir. Eğer delik çok açıksa, güneş sadece yayılmış bir parıltı olarak kalır.
- Açı: Alçal. Konunun altına gir. Belki bir kaplumbağa, belki bir dalış eşin, belki de güzel bir yelpaze mercan... Onları kendinle güneş arasına al.
Bunu yaptığında, konu bir siluete dönüşür. Yüzeyin mavi ateşi karşısında siyah bir form. Çok sanatsaldır. Derinliğin hikayesini anlatır.
![]()
Cebin İçin Küçük Bir Tablo
Ben tabloların adamı değilim, ben denizin adamıyım. Ama bazen, şeyleri yan yana görmek yardımcı olur.
| Çekim Açısı | Işık Kaynağı | Görüntü Nasıl Olur? | En İyi Kullanım... |
|---|---|---|---|
| Aşağı Bakmak | Ortam ışığı azalır | Genellikle karanlık, çamurlu arka plan. Zayıf kontrast. | Sadece tür tespiti için. Mümkünse kaçın. |
| Göz Hizası | Ön Işık (Güneş arkanda) | Mavi su arka planı. Konu üzerinde iyi renk. | Balık portreleri, resif sahneleri. |
| Yukarı Bakmak | Ters Işık (Güneşe doğru) | Dramatik siluetler. Güneş ışınları. | Geniş açı, atmosfer, derinliği göstermek. |
Su Bir Mercek Gibi Davranır
Hatırlaman gereken bir şey daha var.
Maskeni taktığında her şey daha büyük görünür, değil mi? Kırılma (refraction) fiziği gereği, nesneler su altında %33 daha büyük ve %25 daha yakın görünür.
Bu senin zihnini karıştırır. Demir halatına dokunmak için elini uzatırsın ama elin boşluğa gelir.
Fotoğrafçılıkta bu önemlidir. O palyaço balığına yakın olduğunu sanırsın. Gözlerin sana "Malik, dur, balığı öpeceksin neredeyse" der. Ama kameranın sensörü gerçeği bilir. Hala çok uzaktasın.
Gözlerine değil, kamerana güven. Dome portunu kontrol et. Eğer ne kadar yakın olduğun seni korkutmuyorsa, yeterince yakın değilsindir.
Hayaletlere Saygı Duymak
Geçen hafta Kanyon (Canyon) dalış noktasına bir dalgıç götürdüm. Bir cam balığının üzerine mükemmel ışığı düşürmeye o kadar odaklanmıştı ki havasını veya bilgisayarını kontrol etmeden 40 metrenin altına süzüldü.
Aşağı yüzüp paletini tutmam ve durması için işaret etmem gerekti. Birlikte yavaş ve güvenli bir yükseliş (ascent) yaptık.
Yüzeyde kızgındı. "Neredeyse o kareyi yakalamıştım!" dedi.
Ona dedim ki: "Dostum, balıkların fotoğrafını çekebilirsin ama onlara yem olma."
Fotoğrafçılık harikadır. Kızıldeniz'den bir parçayı evine, oturma odana götürmene izin verir. Ama vizörün seni kör etmesine izin verme. Etrafına bak. Suyu hisset. Yüzerliliğine (buoyancy) ve derinliğine dikkat et. Hiçbir fotoğraf dekompresyon odasına (chamber) gitmeye değmez.
En iyi ışık, kendi hafızandaki ışıktır. Kamera sadece onu hatırlamanı tetikleyecek bir araçtır.
Hadi, takımını topla. Dahab'a gel. Lighthouse resifinde gün batımında dalarız. O saatte ışık yumuşaktır, altın rengi ve mavi birbirine karışır. Çekilmesi en zor ama hissedilmesi en güzel ışıktır.
Ve sonra? Daha fazla çay. Her zaman daha fazla çay.
![]()